“Ne yazık ki aşkın hakkı, hukuku yoktu. Adaleti, şirazesi, terazisi yoktu. Kimi kibrit çöpü kadar kısa yanıp sönerken, kimi bir ömür sürüyordu. Birbirine benzemiyordu hiçbiri. Kimi, büyük tutkular ve delice arzularla sarsıyordu insanı… Kızıl bir ateşin damgasını vuruyordu değdiği yere. Kimi, kalbe huzur estiren, uyumlu, olgun bir melteme benziyordu ve yorgun ömrün son huzur durağı oluyordu.”
Hayatını, çocukluk ve gençlik yıllarına damga vuran bir aşkın gölgesinde sürdüren siyasetçi Berhan Dağlıca ile oğlunun yolları acı bir olayla yeniden kesişir ve hiç beklemedikleri bir anda pişmanlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Bu gecikmiş hesaplaşma onlar için bir son durak mı, yoksa yeniden başlamak için bir şans mıdır?
Bir renk karmaşasıydı hayat. Acının siyahı, mutluluğun beyazı, hüznün sarısı, sevginin yeşili, umudun mavisi… Ve insan duyguları gökkuşağına benziyordu.
En soğuk ve en sıcak renkler birbirine yaslanıyor, birbirinden besleniyordu
“Ne yazık ki aşkın hakkı, hukuku yoktu. Adaleti, şirazesi, terazisi yoktu. Kimi kibrit çöpü kadar kısa yanıp sönerken, kimi bir ömür sürüyordu. Birbirine benzemiyordu hiçbiri. Kimi, büyük tutkular ve delice arzularla sarsıyordu insanı… Kızıl bir ateşin damgasını vuruyordu değdiği yere. Kimi, kalbe huzur estiren, uyumlu, olgun bir melteme benziyordu ve yorgun ömrün son huzur durağı oluyordu.”
Hayatını, çocukluk ve gençlik yıllarına damga vuran bir aşkın gölgesinde sürdüren siyasetçi Berhan Dağlıca ile oğlunun yolları acı bir olayla yeniden kesişir ve hiç beklemedikleri bir anda pişmanlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalırlar.
Bu gecikmiş hesaplaşma onlar için bir son durak mı, yoksa yeniden başlamak için bir şans mıdır?
Bir renk karmaşasıydı hayat. Acının siyahı, mutluluğun beyazı, hüznün sarısı, sevginin yeşili, umudun mavisi… Ve insan duyguları gökkuşağına benziyordu.
En soğuk ve en sıcak renkler birbirine yaslanıyor, birbirinden besleniyordu