ZİFİRÎ KARANLIKTA KALAN KENDİNİ KÖR SANIRDI...
Gözler görmez olduğunda, kulaklar duymaz olduğunda; kimi zaman gecenin siyahına, kimi zaman seherin kızıllığına bulaşırdı suçun lekesi. Gerçek, bu lekelerin ardına saklanıp sabırla gün yüzüne çıkmayı beklerdi ve silinse de tamamen geçmezdi; izi kalırdı her lekenin.
Birinin uzmanlık alanı matematik. Bir diğerininki psikoloji. Biri kendini bilime adamış. Biri ise tüm kilitlerin anahtarıymış. Ve aralarına son katılan, güçlü görsel zekâsı sebebiyle “fotoğraf makinesi” olarak tanınan bir kadın. Analizciler...
Onlar birbirlerini birer yapboz parçası gibi tamamlıyor; her biri diğerinin eksik yanını dolduruyor, birlikte tek bir bütün oluyorlardı. Fark etmeden birbirlerine bağlanırlarken her yeni düğüm onları hem daha güçlü hem daha savunmasız hâle getiriyordu.
İzlerini sürdükleri ipuçları, bir noktada aynayı yüzlerine çevirecekti. Saklambaç sandıkları oyun, aslında karşılıklı bir kovalamaca mı demekti?
Uyarı: Yetişkin okurlar içindir.