Galata’nın kibirli ruhu, kırmızı kapaklı bir defterin sayfalarında can buldu.
Melek Güçlü, adını kimsenin bilmediği bir aşkı sessizce kalbinde büyütürken söyleyemediği her cümlesini de kırmızı kapaklı bir defterin sayfalarına emanet eder.
Murat Özkan, Melek’in hayatında hiç yer almamışken her şey olmuş, bir bakış kadar yakın ama bir şehir kadar uzak durarak yıllar boyunca varlığını hissettirmiştir.
Kader, onları yeniden aynı şehirde, aynı üniversitede karşı karşıya getirdiğinde, Melek duygularından daha fazla kaçamayacağının farkındadır. Kalbini savunmasızca Murat’ın avuçlarına bırakmıştır, hiçbir şeyin aslında hayal ettiği gibi olmadığını fark eder. Murat’ın yaptığı seçimler, onları hiç hesapta olmayan başka ihtimallerin, adı konmamış duyguların içine sürükler ve yeniden aynı çemberin ortasında buluşurlar. Ama bu kez kaderin onlar için hazırladığı acımasız bir oyun vardır. Artık ikisi de birbirlerinin ilk tanıdıkları o insan değildir.
Ve Galata...
Onlar için artık bir umut değil; geçmiş bir itirafın, bir şehrin kalpte açtığı derin bir yaranın hikâyesidir