Cemre, trajik bir sonun eşiğinde ölümle yaşam arasında bir tercih yapmak zorunda kalır. Ardında bıraktıkları; insanlar, yanlışlar, doğrular ve aldığı kararlar, onu geri dönülmez bir dönüşümün içine sürükler.
Yaşadıklarının ardından her şeyi geride bırakıp sıfırdan bir hayat kurmaya karar veren Cemre’nin yolu Enes’le kesişir. Enes’in dünyasında yeni insanlarla tanışırken, aslında en zorlu yüzleşmeyi kendisiyle yaşar. Bir yere ait olmanın huzurunu tadarken savrukluğun acımasızlığıyla da sınanır.
Gerçekliğine kavuşabilmesi için ise düşle kâbus arasındaki uykusundan uyanması gerekecektir. Peki zihninin yarattıkları onun çıkmazı mıydı, yoksa şifası mı? Bu sorunun cevabı bilinmese de Cemre, onu ancak yokluğunda bulacaktır. Ama unutmamamız gereken bir şey vardı: Eğer yeni bir başlangıç yapmak istiyorsan eski defterleri kapatmadan önce düzeltmen lazımdı.
Yazım hatalarıyla dolu bir defteri rafa koymak, yeni bir başlangıç sayılmaz çünkü aklın hep o yazım hatalarında kalır.